Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



Bizi Güçlü Kılan Becerilerimize Yatırım Yapalım

 

Sanayi devrimi sonrası, rekabet her zaman pazar ve hakimiyet savaşı olarak karşımıza çıkıyor. Konu savaş olunca, gerçek kazananların olmadığını görüyoruz. Bununla birlikte bizi güçlü yapan becerilerimize yapacağımız yatırımlar, sürdürülebilir bir gelecekte var olmamızı ve kazanmamızı sağlayacak.

 

Albert Saydam

TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı

 

Küresel ticaret politikaları ve tarifeleri otomotiv sanayisini etkileyerek artan maliyetlere ve tedarik zinciri belirsizliğine neden oluyor. Bu politikalar, uluslararası ticareti yöneten, üretimi, satışları ve karlılığı etkileyen hükümet düzenlemeleri olarak hayat bulsa da otomotivdeki küresel rekabetin de geldiği son noktayı gösteriyor. Ulusal sanayileri koruyan ithal ürünler üzerindeki vergiler, otomotiv sanayisinin şekillendirilmesinde de önemli bir rol üstleniyor.
 
2013 yılında tarihi İpek Yolu’na atfedilen “Yol ve Kuşak” projesini başlatan Çin, 2015 yılında da “Made in China 2025” stratejisiyle sektörel bir kalkınma hamlesine yöneldi. Bu iki proje ekseninde Çin Devrimi’nin 100’üncü yılı olan 2049 yılına kadar dünyada ekonomik liderliğini de ele geçirmeyi hedefliyor. 2025, 2035 ve 2049 yıllarını kapsayan üç aşamalı bir hedef geliştiren Çin hükümeti; robotik, havacılık, güç ve enerji ekipmanları, bilişim teknolojileri ve otomotiv başta olmak üzere birçok sektörü sübvanse ederek bu hedefi doğrultusunda çok hızlı gelişmeler kaydetmeye başladı. 
 
Küresel rekabetin doğası gereği ABD ve sonrasında Avrupa Birliği; yüksek vergiler, yeni kurallar uygulayarak bu gelişime barikatlar koymaya yöneldi. Ticaret savaşı küresel ekonomik ve ticari büyümeyi yavaşlatıyor, küresel politikaların belirsizliğini artırıyor ve tedarik zincirinde değişime yol açıyor. 
 
Rekabet ve aşılması gereken zorluklar
Ticaret savaşı şüphesiz otomotiv tedarik sanayi için ciddi zorluklar yaratıyor. Ticaret savaşının en önemli sonuçlarından biri, otomotiv parça ve bileşenlerine gümrük tarifeleri ve ticari kısıtlamalar getirilmesi oldu. Bu, otomotiv tedarikçilerinin üretim maliyetlerinin artmasına yol açarak rekabetçi fiyatları korumalarını zorlaştırdı. Ticaret savaşı küresel tedarik zincirini bozdu ve temel parça ve bileşenlerin teslimatında gecikmelere neden oldu. Otomotiv tedarikçileri malzemeleri için alternatif kaynaklar bulmak zorunda kaldı, bu da ek maliyetlere ve lojistik zorluklara yol açtı. Otomotiv sanayisinde belirsizlik ve dalgalanma duygusu  tedarikçileri, ticaret savaşının öngörülemez doğası nedeniyle uzun vadeli stratejik kararlar almasının önüne geçti.  
 
Ticaret savaşlarının etkisini azaltmak için otomotiv tedarikçilerinin tedarik zinciri stratejilerini uyarlamaları gerekiyor. Tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek, teknolojiye yatırım yapmak ve güçlü ortaklıkları teşvik etmek, küresel yatırımlar, otomotiv tedarikçilerinin istikrarı korumasına ve ticaret savaşının belirsizliklerine rağmen büyümeyi sürdürmesine yardımcı olabilecek stratejilerden sadece birkaçı.
 
Artan küresel siyasi, ekonomik, etik ve çevresel risk seviyesi, birçok otomotiv üreticisini ve tedarikçisini daha fazla yerel ve bölgesel tedarik zinciri, yani yakın paylaşım kurmaya teşvik etmektedir. Sonuç olarak, AB Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye, Avrupa'nın otomotiv üretimi için en önemli merkezlerinden biri haline geldi, bölgenin parçalarına ve bitmiş araç tedarik zincirlerine derinlemesine entegre edildi. Sektör ayrıca Çin’in sıfır-Covid politikasından da yararlandı ve bu da birçok araç ve parça üreticisinin kilitlenme dönemlerinde Türk tedarikçilerine geçmesine neden oldu. Türkiye’nin Asya'ya kıyasla daha yüksek üretim maliyetleri, daha kısa transit sürelerinin, esnek lojistik ağlarının, pazardaki gelişmelere daha hızlı tepki verme yeteneği öne çıktı.
 
Jeopolitik risklere karşı korunmak
Kaynak bulma ve üretim yerlerinin çeşitlendirilmesi, otomotiv tedarikçilerinin herhangi bir ülkeye veya bölgeye olan bağımlılıklarını azaltmalarına yardımcı olabilir. Tedarikçi ve OEM tabanını genişleterek ve üretim için yeni pazarlar keşfederek şirketler kendilerini jeopolitik risklere karşı koruyabilirler. Bu duruma en iyi örnek TAYSAD üyeleridir. Bugün TAYSAD üyelerinin 55 ülkede 300’ün üzerinde yatırımı bulunuyor.
 
Türkiye’nin küresel rekabetteki en önemli avantajlarından bir tanesi çok hızlı teslimat yapabilme kapasitesi. Bu bizim için önemli bir lojistik avantajı. Çin’in üretimini Türkiye’ye çekip beraber iş birlikleri yaparak, buradan ihracat yapabiliriz. Bir üretim üssü olarak Türkiye’nin tüm dünyaya üretim yapabilme fırsatı var. ABD pazarında en önemli oyuncu olan Çin ile oluşan ticari savaş, ABD’nin uyguladığı yeni ithalat vergileri de göz önüne alındığında, Türk ürünleri için avantajlı bir süreç başlatabilir.
 
Savaş topyekün yapılır; bu yüzden toplum olarak tüketim yerine üretime yönelmeli, kadınları da ekonomiye ve üretime dahil ederek seferber olmalıyız. Ancak bu şekilde kazanan taraf olabiliriz. Toplumun tamamının katılımıyla, OECD ortalamalarının çok altında olan ekonomik katkımızı artırmamız gerekiyor.
 
Bütün bu gelişmelerin ötesinde, bizi güçlü kılan becerilerimize; eğitim, araştırma ve geliştirme, altyapı iyileştirmeleri gibi stratejik noktalara yatırım yapmayı sürdürülebilir hale getirelim..
 
Sevgi ve saygılarımla...