Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Serbest ticaret bitti, şartlı ticaret başladı: Türkiye Avrupa'nın emniyet supabı

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 17.02.2026 21:37:00

Gümrük Birliği Türkiye için bir milat, "Made in Europe" kapsamına tam uyum ise geleceğin hayatta kalma garantisi olacak. Avrupalı OEM devleri artık sadece birim fiyat değil emisyon verileri de istiyor; yeşil çelik ve yenilenebilir enerji kullanmayan bir fabrikanın 2030'da portföyde kalma şansı sıfır. Önümüzdeki 5 yıl, kâr marjını üretim verimliliğiyle değil dijital ve yeşil dönüşüm hızıyla belirleyecek.

 

Erdinç Meriç

MSK Forge Satış Müdürü

 

AB’de Serbest Ticaret Bitti, Şartlı Ticaret Başladı 
Türkiye otomotiv sanayii, 1995 Gümrük Birliği’nden bu yana AB’nin stratejik bir üretim ortağı konumundadır. Ancak "Yeni Nesil Korumacılık" dalgasının etkisiyle, 2026 yılı itibarıyla tam kapsamlı devreye giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve gündemdeki "Made in Europe" tartışmaları, bu klasik ticaret düzenine teknik ve çevresel yeni katmanlar eklemiştir. Maalesef bu ortaklığın karşı karşıya kaldığı sınav, sadece bu iki düzenleme ile sınırlı değildir.
 
AB’nin "Kontrollü Ticaret" Araçları
Aşağıdaki başlıkları AB’nin "serbest ticaretten kontrollü ticarete geçiş" stratejisinin birer parçası olarak görmeliyiz. Her biri Avrupa’da üretimi, değeri ve kontrolü yeniden merkezileştirmeyi hedeflemektedir:
  • Made in Europe: Yerel içerik zorunlulukları ve Avrupa menşeli ürünlerin teşviki.
  • CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism): Emisyon odaklı vergilendirme ve "yeşil" gümrük duvarları.
  • Strategic Autonomy (Stratejik Özerklik): Kritik tedarik zincirlerinde (otomotiv, enerji, savunma) dışa bağımlılığın azaltılması.
  • Near-shoring / Friend-shoring: Üretimin yakın coğrafyalara veya politik müttefiklere (Türkiye gibi) kaydırılması.
  • CSDDD (Corporate Sustainability Due Diligence Directive): Tedarik zinciri boyunca etik, sosyal ve çevresel denetim zorunluluğu.
  • Anti-Subsidy Regulations (FSR): Devlet desteği alan yabancı (özellikle Uzakdoğulu) firmalara karşı haksız rekabet engelleri.
  • Europe Critical Raw Materials Act: Hammadde tedariğinde çeşitlendirme ve yerelleşme baskısı.
 
Biz Zaten "İçerideyiz"
Bu sınavı başarıyla vereceğimizden eminim. Fabrikalarımızın ürettiği parçalar; Bursa’da üretilen bir Renault’da, Kocaeli’ndeki bir Ford’da veya Sakarya’daki bir Toyota’da kullanılıp sınırdan hiçbir engele takılmadan Avrupa yollarına çıkmaktadır.
 
OEM Gücü Yadsınamaz: Ford, Renault, Hyundai, Toyota ve Stellantis gibi devlerin Türkiye’yi seçme nedeni sadece maliyet avantajı değil, oturmuş ekosistemin güvenilirliğidir. Bu markalar Türkiye’yi kendi iç pazarlarının doğal bir parçası olarak görmektedir. "Made in Europe" tanımı eğer Türkiye’yi dışlarsa, bu dev markaların tedarik zincirlerini ve maliyet yapılarını da sabote etmiş olur.
 
Uzakdoğu Riskine Karşı Türkiye Bir Emniyet Supabıdır
Uzakdoğu’dan gelen lojistik belirsizlikler ve karbon yoğunluklu üretim Avrupa için büyük bir riskken; Türkiye’deki Gümrük Birliği altyapısı ve hızla artan yeşil üretim kapasitesi bir emniyet supabıdır. Uzakdoğu’dan 40 günde gelen parça yerine, bizden 3 günde giden "sıfır gümrüklü" parça, OEM ve Tier-1 müşterilerimiz için en büyük finansal korumadır.
 
Özetle; Türkiye’nin "Made in Europe" tanımına dahil edilmesi bir jest değil; Avrupa’nın kendi otomotiv geleceğini (Renault’sunu, Ford’unu, Fiat’ını) koruması için bir zorunluluktur.
 
Olası Senaryolar ve Stratejik Yol Haritası
  1. Pazar Çeşitliliği Faktörü: CBAM gibi  "Made in Europe" dışında kaldığımız kötü bir senaryoda, rotayı ABD gibi pazarlara kırmak da çözüm olmayabilir. ABD (Enflasyonu Düşürme Yasası - IRA) benzer yerlilik şartları koştuğu için, AB’den kopmak "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" demektir. En rasyonel yol, Türkiye-AB entegrasyonunu derinleştirmektir
  2. Joint Venture (Ortak Girişim) ve Avrupa Ofisi: AB içinde (Almanya, Polonya veya Macaristan gibi) bir montaj/depo merkezi veya ortak girişim kurmak, "Made in Europe" tanımına giren "son işçilik" süreçlerini orada tamamlayarak bariyerleri aşmamızı sağlar. 
 
Ayrıca bu yapılanma, AB'nin "Horizon Europe" veya "Innovation Fund" gibi bölge içi şirketlere sunduğu yeşil dönüşüm fonlarına erişim kapısını aralar.
 
________
 
Satış Yöneticisi Olarak Vizyonum ve Öngörüm  
  • Hayatta Kalma Garantisi: Türkiye otomotiv sanayii için Gümrük Birliği bir milattı; "Made in Europe" kapsamına tam uyum ise geleceğin hayatta kalma garantisi olacaktır.
  • Fiyat vs. Verimlilik: Uzakdoğulu rakibim düşük fiyat sunabilir; ancak ben zamanında teslimat, politik istikrar, düşük karbon yükü ve AB regülasyonlarına tam uyum vaat ediyorum.
  • Yeşil Koruma Kalkanı: CBAM, bizim için fiyatta yenemediğimiz rakiplerimizi "yeşil verimlilik" ile saf dışı bırakma fırsatıdır. "Yeşil sertifikalı" ürünümüz, karbon vergisi sonrası Uzakdoğu çeliğinden çok daha rekabetçi hale gelecektir.
  • Yeni Müşteri Beklentisi: Avrupalı devler artık sadece birim fiyatı değil, emisyon verilerimi de soruyor. Yeşil çelik ve yenilenebilir enerji kullanmayan bir dövme fabrikasının 2030’da portföyde kalma şansı sıfırdır.
Sonuç olarak; Önümüzdeki 5 yıl boyunca kâr marjımızı sadece üretim verimliliğiyle değil, "dijital ve yeşil dönüşüm" hızımızla belirleyeceğiz. Biz sadece çeliği dövmüyoruz; Türkiye'nin Avrupa otomotiv geleceğindeki sarsılmaz yerini perçinliyoruz.

 

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz