Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Karbon yönetimi bir zorunluluk değil, kuruluş felsefesi olarak doğdu

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 17.06.2026 09:41:00

 

ASAŞ, karbon yönetimini yalnızca bir uyum gerekliliği olarak değil, uzun vadeli bir stratejinin temel parçası olarak görüyor. 2014 yılında herhangi bir zorunluluk bulunmamasına rağmen hayata geçirilen emisyon geri kazanım sistemi, 2024 itibarıyla emisyon yoğunluğunda yüzde 28,5 oranında bir azalma sağladı ve günümüzde Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerinde doğrulanmış bir karbon hesabına dönüştü.

 

Derya Hatiboğlu

ASAŞ Alüminyum 
Genel Müdürü
 
Alüminyum Karbon Denetiminde Öncelikli Ürün Grupları Arasında 
CBAM (Sınırda Karbon Düzenlemesi) ve genel karbon regülasyonlarını gündemimize almak yeni bir adım değil; çevre odaklı yaklaşımımız uzun yıllardır tüm yatırımlarımızın temelini oluşturuyor. Alüminyum yassı mamuller tesisimizdeki çevresel yatırımlardan biri olan Airpure Sistemi buna örnek olarak gösterilebilir. Bu sistem, soğuk hadde ve folyo hadde hatlarında kullanılan baca yağını geri kazanıyor. Henüz küresel ya da ulusal bir yaptırım yokken, 2014 yılında tesisimizi devreye alırken Airpure Sistemi'ni kurduk ve 12 yılı aşkın süredir aktif olarak işletiyoruz. Bu 6 milyon Euro'luk yatırım sayesinde, yılda 1200 ton hadde yağının çevreye salınımını önledik.
 
Sürece etki eden faktörler arasında alüminyumun karbon denetiminde öncelikli ürün grupları arasında yer alması ve küresel müşteri beklentileri çalışmalarımızı hızlandırsa da en önemli motivasyon kaynağı kendi iç kararlarımız ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonumuz oldu. Dolayısıyla, bu süreç hem köklü çevre vizyonumuzun hem de küresel pazar gerekliliklerinin (CBAM dahil) stratejik bir uyumuyla şekillendi.
 
Kapsam 1’den 3’e: Doğrulanmış Emisyon Profili  
Emisyonların kontrolü ve karbonsuzlaşma stratejilerimize yönelik yol haritamız...
Emisyon yönetimi ve karbonsuzlaşma yol haritası, sürdürülebilirlik stratejimizin temel bileşenlerinden biridir. Bu çerçevede, karbon ayak izimizi ve sera gazı emisyonlarımızı GHG Protocol ile ISO 14064 standardını esas alarak Kapsam 1, 2 ve 3 kategorilerinde hesaplıyor; doğruluğunu akredite edilmiş üçüncü taraf kuruluşlar tarafından onaylatıyoruz. 
 
Ayrıca, 2050 yılı için belirlediğimiz net sıfır hedefi doğrultusunda emisyon azaltım çalışmalarını hem operasyonel sınırlarımızda hem de değer zincirimiz boyunca ele alıyoruz. Bu süreçte enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, dijital izleme sistemleri ve düşük karbonlu tedarik zinciri uygulamalarına odaklanıyoruz. Uygulamaya koyduğumuz enerji yönetimi ve emisyon azaltım projeleri sayesinde, 2024 yılı itibarıyla emisyon yoğunluğumuzu 2021 yılı seviyesine kıyasla yüzde 28,5 oranında azaltmayı başardık. Bu dönüşümü, sürdürülebilir büyüme hedeflerimizin ayrılmaz bir unsuru olarak değerlendiriyoruz.
 
En Büyük Kalem: Hammadde Kaynaklı Emisyonlar
Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyonlarımızı ayrı ayrı hesaplıyor ve düzenli bir şekilde izliyoruz. Bu emisyonların detaylı analizini yaparak hem operasyonel süreçlerimizi hem de değer zincirindeki etkilerimizi daha verimli bir şekilde yönetmeyi amaçlıyoruz. Alüminyum sektöründe, özellikle primer alüminyumun karbon yoğunluğu belirgin bir faktör olduğu için, satın alınan hammaddelerden kaynaklanan ve Kapsam 3 emisyonları içinde yer alan emisyonlar, mevcut emisyon profilimizde en büyük payı oluşturuyor. Bu nedenle, emisyon yönetimi açısından hammadde kaynağının ve tedarikçi seçiminin firmamız için kritik bir önemi bulunuyor.
 
ASAŞ olarak, Kapsam 3 emisyonlarının yönetimini tedarik zinciri dönüşüm sürecimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Tedarikçilerimizle karbon verisi paylaşımı, ürünlerin karbon ayak izi hesaplamaları ve düşük karbonlu hammaddelerin temini üzerine çalışmalar yaparak uyum süreçlerimizi kesintisiz geliştirmekteyiz. Özellikle düşük karbon salınımlı primer alüminyum kullanımı, geri dönüştürülmüş içerik oranının artırılması ve sürdürülebilir tedarik kriterlerinin yaygınlaştırılması öncelikli odak alanlarımız arasında yer alıyor. Bunların yanı sıra, veri kalitesini ve izlenebilirliği güçlendirmek amacıyla tedarikçilerimizle daha şeffaf ve doğrulanabilir veri paylaşım mekanizmaları oluşturmak üzere çalışmalar yürütüyoruz. Ayrıca sürdürülebilirlik gereklilikleri konusunda tedarikçilerimize yönelik çeşitli eğitimler düzenlemekteyiz.
 
Enerji Tüketimi Azalıyor, Verimlilik Artıyor
Enerji maliyetleri, toplam üretim giderlerimiz arasında önemli bir pay tutuyor. 2025 yılında enerji maliyetlerinin toplam üretim maliyetlerindeki oranı %3,70 iken, 2026 yılında bu oran %2,93’e geriledi. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, özellikle verimlilik ve dijitalleşme yatırımlarının daha da önem kazanmasına yol açtı. Rekabetçi fiyat kavramını ise yalnızca düşük maliyetlerle sınırlamıyoruz; sürdürülebilirlik, düşük karbon salınımı ve yüksek katma değerli üretim becerisiyle birlikte değerlendiriyoruz.
 
Gelecek Dönemde Maliyet Dengesi  
Önümüzdeki dönemde enerji ve karbon maliyetlerinin, üretim kararlarında işçilik maliyetine kıyasla daha etkili olacağını düşünüyoruz. Bu doğrultuda yenilenebilir enerjiyi ve enerji verimliliğini artırmaya yönelik yatırımlarımıza hız kazandırıyoruz. Yatırım değerlendirmelerimizde, finansal getiri analizlerinin yanı sıra karbon azaltımı, enerji arz güvenliği ve regülasyonlara uyumu da göz önünde bulunduruyoruz.
 
Otomasyon ve Dijitalleşme Yatırımları 
Toplam sahip olma maliyeti (TCO) yaklaşımı kapsamında enerji ve karbon maliyetleri giderek daha önemli bir rol oynuyor. Bu bilinçle yenilenebilir enerji, enerji tasarrufu teknolojileri ve düşük karbonlu ürünlerin geliştirilmesi alanlarına yönelik yatırımlarımızı artırıyoruz. TCO hesaplama yöntemlerini ise şu an itibarıyla kendi projelerimizde uygulamıyoruz.
 
OEM ve Tier 1 Müşteri Talepleri ve Rekabet Dinamikleri
Son dönemde OEM ve Tier 1 müşterilerimizin CBAM regülasyonu ile birlikte düşük karbonlu ürünler, yeşil enerji kullanımı ve sürdürülebilirlik sertifikaları taleplerinin arttığını gözlemliyoruz. Bu durum, rekabet ortamını yalnızca fiyat odaklı değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik performansına dayalı bir zemine taşıyor. Ancak, Türkiye’nin enerji maliyetlerinin zaman zaman küresel ölçekte rekabet açısından baskı oluşturabildiğini belirtmek gerekiyor. Operasyonel verimliliği artırmaya, geri dönüşümlü hammadde kullanımı yaygınlaştırmaya ve yüksek katma değerli ürün odaklı çalışmaya devam ederek bu zorlukları avantaja çevirmeyi hedefliyoruz.
 
Avrupa'ya Göre Avantajlı, Asya Karşılaştırması Gündemde Değil
Türkiye’deki enerji maliyetleri, özellikle enerji yoğun üretim yapan sanayi şirketleri açısından rekabetçiliği doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Avrupa ile kıyaslandığında, Türkiye'nin enerji maliyetleri daha avantajlı bir seviyede yer alıyor. Ancak, Çin ve Hindistan gibi küresel üretim merkezleriyle enerji maliyetleri açısından detaylı bir karşılaştırma ASAŞ bünyesinde henüz yapılmamış durumda.
 
Biz ASAŞ olarak, yalnızca maliyet odaklı bir yaklaşımla değil, aynı zamanda verimlilik, sürdürülebilirlik ve yüksek katma değerli üretim ilkeleri doğrultusunda çalışmalarımıza yön veriyoruz. Bu bağlamda enerji verimliliği sağlamak, dijitalleşmeyi artırmak, geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını teşvik etmek ve düşük karbonlu ürünler geliştirmek adına yatırımlar gerçekleştiriyoruz.
 
Fiyatlama stratejimizde ise yalnızca enerji maliyetlerini değil; ürünün sürdürülebilirlik performansı, kalite standardı ve müşteriye sunduğu toplam değeri birlikte değerlendiriyoruz.

 

Airpure Sistemini, herhangi bir küresel ya da ulusal yaptırım söz konusu değilken, 2014 yılında tesisimizi faaliyete geçirdiğimiz sırada hayata geçirdik. 6 milyon Euro değerindeki bu yatırım sayesinde her yıl 1.200 ton hadde yağının çevreye salınmasının önüne geçiyoruz. On iki yıldır başarıyla işlettiğimiz bu sistem, karbon yönetimine olan yaklaşımımızın ve bu süreci ne kadar erken başlattığımızın en iyi kanıtlarından biri.

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz