Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Veri artık raporlama değil, üretimin bir parçası

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 23.08.2026 08:56:00

Kalkancı'da karbon ayak izi hesaplaması artık üretim sonrasına eklenen bir raporlama adımı değil, ERP ve enerji izleme sistemleriyle üretim sürecine gömülü bir veri akışı. Sürdürülebilirlik ve Enerji Müdürü Nilay Işıklar, önümüzdeki üç yıl için tek bir teknolojiye yatırım yapma seçeneği olsa bunun yapay zekâ destekli dijital ikiz platformları olacağını söylüyor.

 

Nilay Işıklar

Kalkancı Pres Döküm ve Kalıp
Sürdürülebilirlik ve Enerji Müdürü
 
 
Sürdürülebilirlik Artık Bir Rapor Değil, Üretim Kararı
Sürdürülebilirlik verilerinin yönetimini artık yalnızca bir raporlama süreci olarak değil, üretim süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Enerji tüketimi, doğal gaz, elektrik, su kullanımı ve atık yönetimine ilişkin verileri dijital sistemler üzerinden düzenli olarak takip ediyor, bu verileri karbon ayak izi hesaplamalarında kullanıyoruz. Kurumsal kaynak planlama (ERP) sistemimiz, enerji izleme altyapılarımız ve çevresel performans kayıtlarımız sayesinde verileri merkezi olarak yönetebiliyor ve müşteri taleplerine uygun formatlarda paylaşabiliyoruz.
 
Özellikle Scope 3 emisyonları konusunda ise tedarik zincirinden gelen verilerin standardizasyonu en önemli çalışma alanlarından biri olmaya devam ediyor. Farklı tedarikçilerin farklı hesaplama yöntemleri kullanması ve veri olgunluk seviyelerinin değişken olması, tüm sektörün karşılaştığı ortak bir zorluk. Bu nedenle tedarikçilerimizle birlikte veri kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyor, uluslararası standartlara uyumlu raporlama altyapımızı sürekli geliştiriyoruz.
OEM müşterilerimizin beklentileri doğrultusunda, ürün bazında karbon ayak izi, su ayak izi ve sürdürülebilirlik performansını daha şeffaf ve dijital olarak paylaşabilecek altyapılara yatırım yapmayı sürdürüyoruz.
 
Scope 3'ün Gerçek Zorluğu: Herkesin Farklı Ölçmesi 
Önümüzdeki üç yıl için tek bir teknolojiye öncelik verecek olsaydık, bu kesinlikle Cloud ERP ve MES MOM, yapay zekâ destekli dijital ikiz (Digital Twin) platformları olurdu.
 
Alüminyum yüksek basınçlı döküm üretiminde proses parametreleri, kalıp ömrü, enerji tüketimi ve kalite performansı birbirini doğrudan etkiliyor. Dijital ikiz teknolojisi sayesinde üretim başlamadan önce prosesleri sanal ortamda simüle etmek, olası kalite problemlerini önceden öngörmek ve optimum üretim parametrelerini belirlemek mümkün hale geliyor.
 
Bunu yapay zekâ ile desteklediğinizde ise sistem geçmiş üretim verilerini analiz ederek proses optimizasyonu, kestirimci bakım, kalite tahmini ve enerji verimliliği konularında operasyona gerçek zamanlı karar desteği sağlayabiliyor.
 
Biz dijital dönüşümü yalnızca otomasyon olarak değil, veriyi yöneten ve karar süreçlerini güçlendiren akıllı üretim yaklaşımı olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli dijital ikiz uygulamalarının hem sürdürülebilirlik hedeflerimize hem de rekabet gücümüze önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Özellikle ilk seferde doğru üretim oranını artırmak, enerji tüketimini azaltmak, kalıp ömrünü uzatmak ve ürün geliştirme süreçlerini hızlandırmak açısından bu teknolojinin stratejik bir yatırım olacağını düşünüyoruz.
 
Türkiye'nin Avantajı: Esneklik ve Hız, Şimdi Sırada Veri Olgunluğu
Türkiye otomotiv tedarik sanayisinin en önemli gücü; güçlü mühendislik altyapısı, esnek üretim kabiliyeti, hızlı karar alma yeteneği ve değişen müşteri beklentilerine kısa sürede uyum sağlayabilmesidir. Avrupa pazarına yakınlığı, yüksek kalite standartlarında üretim deneyimi ve nitelikli insan kaynağı da Türk tedarik sanayisini küresel ölçekte rekabetçi kılan önemli avantajlardır.
 
Ancak önümüzdeki dönemde rekabet yalnızca üretim kapasitesi veya kalite performansıyla değil; veriyi etkin yönetebilen, dijital teknolojileri süreçlerine entegre edebilen ve sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine yerleştiren şirketler arasında şekillenecektir. Bu nedenle dijital dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçimlerini dönüştüren stratejik bir süreç olarak görüyoruz.
 
Bize göre sektörün en kritik gelişim alanı veri yönetimi ve dijital olgunluğun artırılmasıdır. Üretimden kaliteye, enerjiden karbon ayak izine kadar tüm süreçlerde doğru, güvenilir ve gerçek zamanlı veriye sahip olmak; hem operasyonel verimliliği artırmak hem de OEM müşterilerimizin giderek artan şeffaflık, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik beklentilerini karşılamak açısından büyük önem taşıyor.
 
Kalkancı olarak dijital dönüşümü; müşterilerimize daha fazla değer üretmenin, çalışanlarımızı güçlendirmenin ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmenin stratejik bir aracı olarak değerlendiriyoruz. Güven, müşteri odaklılık, yenilikçilik ve "Daha İyisi İçin Sürekli Gelişim" anlayışımız doğrultusunda üretim süreçlerimizi sürekli geliştiriyor; kalite, verimlilik ve çevresel performansı birlikte artırmayı hedefliyoruz.
 
Enerji verimliliği, su yönetimi, karbon ayak izi azaltımı ve dijital izlenebilirlik alanlarındaki yatırımlarımızın yanı sıra yapay zekâ, dijital ikiz ve ileri veri analitiği gibi yeni nesil teknolojilerin sektörümüzün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar olacağına inanıyoruz. Bu dönüşüme erken adapte olan şirketlerin yalnızca küresel rekabette öne çıkmayacağını, aynı zamanda daha dirençli, sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir üretim yapısına kavuşacağını düşünüyoruz.

 

 


 

2027’ye Yaklaşırken İhracatçı Firmaları Bekleyen Yeni Maliyet: CBAM

2027’ye yaklaşırken Avrupa Birliği’ne ihracat yapan firmalar için karbon artık yalnızca çevresel bir performans göstergesi değil; ürün maliyetini, müşteri ilişkilerini ve rekabet gücünü doğrudan etkileyen finansal bir parametre haline geliyor.

CBAM’ın kesin uygulama dönemiyle birlikte özellikle alüminyum, demir-çelik, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik gibi kapsamdaki sektörlerde ürünlerin gömülü karbon emisyonlarının doğru hesaplanması ve güvenilir verilerle ortaya konulması giderek daha kritik hale geliyor.

Buradaki önemli risklerden biri ise doğrulanabilir gerçek emisyon verisinin kullanılamaması.

Default Değer Kullanımının Mark-up Kaynaklı Maliyet Etkisi

Gerçek emisyon verisinin gerekli koşulları karşılamadığı durumlarda default (varsayılan) emisyon değerlerinin kullanılması gündeme gelebiliyor.

Alüminyum döküm için ele aldığımız örnekte Türkiye default emisyon değeri 3,06 tCO₂/ton ürün.

Default değere mark-up uygulanmasıyla hesaplamaya esas emisyon değeri ise:

Yıl

Default Emisyon

Mark-up

Mark-up Sonrası Default

2026

3,06 tCO₂/t

10%

3,366 tCO₂/t

2027

3,06 tCO₂/t

20%

3,672 tCO₂/t

2028

3,06 tCO₂/t

30%

3,978 tCO₂/t

2029

3,06 tCO₂/t

30%

3,978 tCO₂/t

2030

3,06 tCO₂/t

30%

3,978 tCO₂/t

Bu nedenle gerçek emisyonun düşük olması tek başına yeterli olmayabilir. Emisyonun ölçülebilir, hesaplanabilir, izlenebilir ve doğrulanabilir hale getirilmesi de giderek önem kazanıyor.

2034’e Doğru İkinci Etki: Ücretsiz Tahsislerin Kademeli Olarak Kaldırılması

CBAM maliyetini değerlendirirken yalnızca default değer ve mark-up etkisine bakmak yeterli değil.

EU Benchmark = 1,485 tCO₂/t ürün varsayımı üzerinden ücretsiz tahsis etkisi yıllar içinde şöyle azalıyor.

Yıl

EU Benchmark (tCO₂/t)

Kalan Ücretsiz Tahsis

CBAM Uygulama Oranı

Benchmark × Ücretsiz Tahsis (tCO₂/t)

2026

1,485

97,50%

2,50%

1,448

2027

1,485

95,00%

5,00%

1,411

2028

1,485

90,00%

10,00%

1,337

2029

1,485

77,50%

22,50%

1,151

2030

1,485

51,50%

48,50%

0,765

2031

1,485

39,00%

61,00%

0,579

2032

1,485

26,50%

73,50%

0,394

2033

1,485

14,00%

86,00%

0,208

2034

1,485

0%

100%

0


 

Ücretsiz tahsis azaldıkça, CBAM hesabında düşülebilecek benchmark etkisi de azalıyor.

Peki Bunun Maliyete Etkisi Ne Olabilir?

Karbon fiyatını karşılaştırmayı kolaylaştırmak amacıyla tüm yıllar için 75 €/tCO₂ sabit senaryo değeri olarak kabul edelim.

Default emmision factor 3,06 tCO2/t

 

 

 

 

EU Bencmark 1,485 tCO2/t

 

 

 

 

 

Yıl

Mark-up

Mark-up Sonrası Default Emisyon (tCO₂/t)

Kalan Ücretsiz Tahsis

Benchmark İndirimi* (tCO₂/t)

CBAM'a Tabi Emisyon (tCO₂/t)

75 € ile Maliyet (€/ton ürün)

2026

10%

3,366

97,50%

1,448

1,918

143,86 €

2027

20%

3,672

95,00%

1,411

2,261

169,59 €

2028

30%

3,978

90,00%

1,337

2,642

198,11 €

2029

30%

3,978

77,50%

1,151

2,827

212,03 €

2030

30%

3,978

51,50%

0,765

3,213

240,99 €

2031

30%

3,978

39,00%

0,579

3,399

254,91 €

2032

30%

3,978

26,50%

0,394

3,584

268,84 €

2033

30%

3,978

14,00%

0,208

3,77

282,76 €

2034

30%

3,978

0%

0

3,978

298,35 €


 

Dikkat çekici nokta şu: Bu senaryoda karbon fiyatını artırmıyoruz; tüm yıllarda 75 €/tCO₂ kabul ediyoruz.

Buna rağmen örnek CBAM maliyeti 2026’da yaklaşık 144 €/ton üründen 2034’te yaklaşık 298 €/ton ürüne yükseliyor.

Bu örnek, default değer üzerindeki mark-up etkisi ile ücretsiz tahsis etkisinin azalmasının maliyet açısından neden birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkça gösteriyor.

2027’ye Yaklaşırken Firmalar Ne Yapmalı?

CBAM’a hazırlığı yalnızca yılda bir kez hazırlanacak bir karbon raporu olarak görmek yeterli olmayacak.

Şirketlerin;

Ölçüm → Veri Toplama → Ürün Bazlı Hesaplama → Tedarikçi/Precursor Verisi → Monitoring Plan → Veri Doğrulama → Akredite Doğrulama → Dekarbonizasyon

zincirini oluşturması gerekiyor.

ERP üretim kayıtları, doğalgaz ve elektrik tüketimleri, ürün tonajları, sayaç kayıtları ve tedarikçilerden gelen gömülü emisyon verilerinin tek bir izlenebilir ve doğrulanabilir veri zinciri içerisinde yönetilmesi kritik hale geliyor.

2027’ye yaklaşırken şirketlerin kendilerine sorması gereken soru artık yalnızca:

“CBAM kapsamında mıyız?” değil.

Asıl sorular:

Ürünümüzün gerçek gömülü emisyonunu biliyor muyuz?
Bu emisyonu güvenilir verilerle kanıtlayabiliyor muyuz?
Tedarikçilerimizden aldığımız emisyon verileri yeterli mi?
Default değer kullanımının bize veya müşterimize maliyeti ne olabilir?
2030 ve 2034’e giderken bu maliyeti azaltacak bir dekarbonizasyon yol haritamız var mı?

Çünkü 2027’ye yaklaşırken karbonun artık yalnızca tCO₂ değeri değil, €/ton ürün ve hatta €/parça karşılığı da daha fazla konuşulacak.

CBAM artık yalnızca çevre veya sürdürülebilirlik ekiplerinin yönettiği bir raporlama konusu değil; satınalma, üretim, enerji, finans, satış ve üst yönetimin birlikte yönetmesi gereken stratejik bir maliyet ve rekabet konusu.

Ölç. Doğrula. Azalt.

 

 

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz