Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Küresel fırtınada Türk otomotivi rotasını koruyor

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 17.02.2026 19:41:00

Türkiye otomotiv sektörü, 2025 yılını tarihteki en yüksek ihracat rakamına ulaşarak tamamladı. OİB, 2026 yılı için 43 milyar dolarlık bir hedef belirlerken, Made in Europe tartışmaları ve küresel belirsizliklere rağmen sektörün krizlere karşı dayanıklılığını bir kez daha ispat edeceğine olan güven tam.

 

Baran Çelik

OİB Yönetim Kurulu Başkanı 

 

2025 Yılı Otomotiv İhracatı Nasıl Kapandı? CBAM Etkisi Verilere Yansıdı mı?
2025 yılında otomotiv endüstrisi ihracatı yüzde 11,6 oranında artarak 41,5 milyar dolara ulaştı ve Türkiye'nin ihracatında lider konumda yer aldı. Bu rakam, otomotiv endüstrisi tarihinde şimdiye kadar kaydedilmiş en yüksek ihracat miktarı olarak öne çıktı. Aynı yıl tedarik endüstrisinin ihracatı ise bir önceki yıla oranla yüzde 6 artış göstererek 15 milyar 770 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Tedarik endüstrisi, toplam otomotiv ihracatının yüzde 38’lik bir kısmını oluştururken, bu endüstriyi 12 milyar 892 milyon dolarlık ihracatla binek otomobiller, 7 milyar 140 milyon dolarla eşya taşımaya yönelik motorlu taşıtlar, 3 milyar 332 milyon dolarla otobüs, minibüs ve midibüsler ile 1 milyar 922 milyon dolarla çekiciler takip etti.
 
2025 yılında yaşanan tüm zorluklara rağmen otomotiv endüstrisi, ihracat odaklı büyümeye önemli katkılar sunmayı sürdürdü. Türkiye otomotiv sektörü, ülke ihracatında aldığı yüzde 17,5’lik payla bu yıl da Türkiye’nin ihracat lideri oldu. Ayrıca, 2025 yılı Mayıs ayında yaklaşık 4 milyar dolarlık bir ihracatla aylık bazda otomotiv tarihinde en yüksek seviyeye ulaşıldı. Bu dönemde yıllık ortalamaya bakıldığında aylık ihracat miktarı ise 3,45 milyar dolar olarak hesaplandı.
CBAM etkisine ilişkin henüz net bir veri bulunmamakla birlikte, bilindiği üzere CBAM ilk aşamada doğrudan otomotiv ürünlerini kapsamıyor, ancak bazı ürünleri dolaylı şekilde etkiliyor. Bununla beraber, 2028 yılından itibaren birçok otomotiv ürününün de bu kapsama dahil edilmesi bekleniyor. Sektör olarak bu duruma yönelik hazırlıklarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz.
 
Türkiye'nin AB'ye İhracatında En Büyük Kalemler Neler?
Avrupa Birliği hemen hemen tüm ana ürün gruplarında en önemli pazarımız olarak öne çıkıyor. Toplam otomotiv ihracatımızın yüzde 72’si AB ülkelerine yapılırken, ana sanayide bu oran %80’in üzerine çıkıyor. Bu durum, otomotiv ihracatımızda AB ülkelerinin kritik bir yere sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Özellikle Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya, ihracatımızdan yüksek pay alan ülkeler arasında yer alıyor.
 
KOBİ'ler Bu Belirsizlik Ortamında Nasıl Bir Tutum Sergiliyor?
Tedarik sanayimiz için alternatif pazarlar her geçen gün daha da kritik hale geliyor. Almanya, tedarik sanayinde en büyük pazarımız konumunda olsa da, örneğin 2025 yılı itibarıyla ABD’ye 1 milyar doların üzerinde tedarik sanayi ihracatı gerçekleştireceğiz. Bunun yanı sıra Rusya, Fas, Mısır, Suudi Arabistan, Meksika, Irak, Beyaz Rusya, Ukrayna, Brezilya, İran ve Cezayir gibi birçok ülkeye de 100 milyon doların üzerinde aksam ve parça ihracatı yapılan AB dışı pazarlardan söz edebiliriz. Bu tablo, tedarik sanayicilerimizin halihazırda AB dışındaki pazarlarda da güçlü bir varlık gösterdiğini ve kendilerine alternatif pazarlar yaratabildiğini ortaya koyuyor. Son dönemde artan maliyet baskıları ve rekabet gücündeki azalma firmalarımızı zorlasa da, özellikle küçük ve orta ölçekli tedarikçilerimiz bu zorlu koşullara rağmen üretimden ve ihracattan ödün vermemeye devam ediyor.
 
Körfez, Afrika ve Orta Asya Pazarlarında Somut Fırsatlar Var mı?
Alternatif pazarlar, özellikle Avrupa Birliği pazarındaki durgunluk dönemlerinde daha fazla önem kazanıyor. MENA Bölgesi, Kuzey Amerika, Rusya ve Orta Asya ile Latin Amerika, otomotiv endüstrisinde dikkatimizi çeken başlıca alternatif pazarlar arasında yer almakta. Biz OİB olarak, ihracatçılarımızın yeni bağlantılar kurabilmesi için ticaret heyetleri düzenliyor, fuar organizasyonları gerçekleştiriyor ve birebir iş görüşmeleri organize ediyoruz. Aynı zamanda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkabilecek yeni fırsatlara karşı hazırlıklı bir şekilde hareket ediyoruz. Özellikle Rusya ve Ukrayna arasındaki ilişkilerde muhtemel bir normalleşmenin, Rusya pazarında yeniden güçlü bir talep yaratabileceğini öngörüyoruz.
 
Brexit Sonrası İngiltere'nin Yaşadıklarından Türkiye Ne Öğrenmeli?
Brexit, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılmasını simgeliyor. AB'nin bu süreçte dışlayıcı bir tutum alması olağan görülebilir, ancak tarihsel olarak diplomasiye açık bir yapı olduğu bilinmektedir. Nitekim süreç, karşılıklı ticaretin büyük ölçüde etkilenmediği bir ticaret anlaşmasıyla sonuçlanmıştır.
 
Made in Europe kararı, sadece Birleşik Krallık'ı değil, AB dışındaki tüm ülkeleri etkileyen bir adım olarak öne çıkıyor. Ancak bu yaklaşım, serbest ticareti kolaylaştırmaya yönelik geçmiş AB politikalarıyla tam örtüşmemektedir. Artan korumacı eğilimler ve küresel gelişmeler AB’yi bu tutuma yönlendirmektedir.
Örneğin, Avrupa Komisyonu’nun otomotiv paketi, teşvikleri sadece Avrupa’da üretilen araçlarla sınırlandırmaktadır. AB pazarında kurumsal filoların çoğunluğu oluşturduğu düşünüldüğünde, bu düzenleme Türkiye’nin ana sanayi ihracatını olumsuz etkileyecektir.
 
Türkiye, Gümrük Birliği’nin modernizasyon hedefiyle bu yeni düzenin dışında kalmamak için müzakereler yürütmektedir. Sektör temsilcileri olarak stratejik önemin altını çizip, bu dışlanmanın AB otomotiv endüstrisine zarar vereceğini vurgulamaya devam ediyoruz. Made in Europe uygulaması, yalnızca Türkiye’yi değil, AB ile yakın entegrasyon içindeki otomotiv sektörünü de olumsuz etkileyebilir.
 
2026 Sonunda Türkiye Otomotiv İhracatını Nerede Görüyorsunuz?
2026 yılına yönelik hedeflerimiz, yalnızca rakamsal büyümeyle sınırlı kalmıyor. Bu dönemi, üretim süreçlerinin dönüşüm geçirdiği yeni bir sanayi aşaması olarak değerlendiriyoruz. Daha düşük karbon salımı, ileri teknoloji kullanımının artırılması ve daha yüksek katma değer yaratılması temel önceliklerimiz arasında yer alacak. Elektrifikasyon, dijitalleşme, batarya teknolojileri ve sürdürülebilir üretim konularında atacağımız adımlar, 2026 ve sonrasında Türk otomotiv sektörünü küresel rekabet sahnesinde daha güçlü bir konuma taşıyacak. OİB olarak hedefimiz, sektörün ihracat liderliğini sürdürülebilir bir çerçeveye oturtarak Türkiye ekonomisine olan katkısını daha da büyütmek.
 
Bu doğrultuda, 2025 yılında elde edilen başarıyı 2026'da daha ileriye taşımaya odaklanacağız. Küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen 2026 yılı için sektördeki talebin devam edeceğine inanıyoruz. Bu öngörüler ışığında, ihracatımızda 2025 yılına kıyasla yaklaşık yüzde 4’lük bir artış hedefliyoruz ve bu doğrultuda 2026 için 43 milyar dolarlık bir ihracat hedefi belirledik.
 
TAYSAD dergisi okuyucularına yönelik tedarikçilere son tavsiyeniz: Şimdiki öncelikleri ne olmalı ve nasıl bir yaklaşım benimsemeliler? Panik yerine soğukkanlı bir duruş tercih edilmeli. Türkiye Otomotiv Endüstrisi, karşılaştığı krizlerle mücadele ederek direncini defalarca kanıtladı. Esnek ve hızlı üretim olanaklarımız, değişime açık yapımız, güçlü tedarik zinciri altyapımız ve ihracat konusundaki geniş deneyimimiz bizleri bu alanda avantajlı kılıyor.
 
Bugün otomotiv sektöründe gerçekleşen teknolojik ve çevresel dönüşümler öncelikli odak noktamız olmalı. Bu sürecin içinde hem zorluklar hem de fırsatlar var. Müşteri odaklı yaklaşımımız ve esnek üretim tarzımız, sürekli değişen global taleplere uyum sağlama yeteneğimizi geliştiriyor. Türkiye’nin otomotivdeki başarılarının temelinde, yıllar boyunca şekillenmiş sağlam sanayi yapı taşları ve yeniliğe açık bir vizyon yatıyor.
 
Elektrikli araç üretimi konusunda attığımız stratejik adımlar ve dünya çapında yer alan markalarla kurduğumuz güçlü iş birliği ağları ülkemizin ihracat alanındaki rekabet gücünü daha da artırıyor. Son olarak şu mesajı vurgulamak isterim: Geçmişte başardık, gelecekte de başarabiliriz.

 

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz