Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




"Made in Europe": Tehdit değil, dönüşüm fırsatı

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 18.02.2026 09:39:00

Avrupa otomotiv endüstrisi elektrikli araç dönüşümü, batarya tedarik zincirleri ve sürdürülebilirlik gereklilikleri ile üretim stratejilerini kökten gözden geçirirken, Türk otomotiv tedarik sektörü "Made in Europe" tartışmasını bir tehdit olarak değil, derinlemesine bir dönüşüm fırsatı olarak değerlendirmelidir.

 
MAYSAN MANDO
 
Avrupa'nın Dönüşümünde Türk Tedarikçilerin Rolü
Otomotiv sektörü, dünya genelinde özellikle sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen büyük bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Avrupa otomotiv endüstrisi, elektrikli araç dönüşümü, batarya tedarik zincirleri, küresel rekabet ve sürdürülebilirlik gereklilikleri gibi unsurların etkisiyle üretim stratejilerini kökten yeniden ele alıyor. Bu kapsamda, "Made in Europe" yaklaşımı öne çıkarak rekabet avantajını çevresel sorumluluk ile harmanlayan kritik bir denge noktası haline geliyor.
 
Avrupa Komisyonu'nun otomotiv sektörüne ilişkin sunduğu pakette yer alan "Made in Europe" vurgusu, Türk otomotiv sektörü açısından da önemli bir etkiye sahip. Bu pakette; esnek emisyon hedefleri, batarya üretimine yönelik teşvikler, idari işlemlerin basitleştirilmesi ve AB sınırları içerisinde üretilen küçük elektrikli araçlara yönelik destekler öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.
 
"Made in Europe"yu Bir Fırsat Olarak Görmek  
Türk otomotiv tedarik sektörü, bu gelişmeyi bir tehditten ziyade kapsamlı bir dönüşüm fırsatı olarak benimsemelidir. Sektör, güçlü entegrasyon yapısı ve rekabetçi üretim altyapısıyla bu dönüşüm için sağlam bir zemin hazırlamış durumda. Ancak geleceğin başarı anahtarı; inovasyon, ileri teknoloji kullanımı, fikri mülkiyet geliştirme ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda sağlanacak ilerlemelerde yatmaktadır.
 
AB’nin "Yeşil Mutabakat"ı ve sınırda karbon düzenlemeleri, üretim süreçlerinde karbon ayak izinin azaltılmasını ve döngüsel ekonomi anlayışının benimsenmesini zorunlu hale getiriyor. Buna karşılık, AB ülkelerine kıyasla daha düşük işçilik maliyetleri, uygun operasyonel harcamalar ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, rekabetçi bir üretim merkezi ve kıtasal tedarik üssü olma potansiyeli taşıyor.
 
Türk tedarikçileri, uzun yıllardır AB OEM'leri ve Tier-1 tedarikçileriyle kurdukları sağlam ilişkiler sayesinde zaten oldukça entegre bir yapıya sahip. Birçok Türk şirketi, Avrupa merkezli müşterilerine kritik parçalar tedarik ederek bu zincirin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş durumda.
 
_____________________
 
Maysan Mando'nun Vizyonu  
Maysan Mando olarak, sektördeki dönüşüm sürecine hızla uyum sağlayacak adımlar atıyor ve tüm planlamalarımızı geleceğin teknolojileri doğrultusunda şekillendiriyoruz. HL Mando’nun küresel gücü ve Çukurova Holding’in köklü geçmişinden gelen destekle büyüme yolculuğumuzu sürdürüyoruz.  
 
Dünyanın önde gelen ana sanayi üreticilerinin neredeyse tamamıyla iş birliği yapıyor ve yenilikçi ürünlerimizi 75’ten fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Otomotiv sektöründe ortaya çıkan yeni trendlerle uyumlu bir şekilde, ürünlerin ağırlığını artırmadan sürüş konforunu ve yolcu güvenliğini önceliklendiren amortisör sistemleri üzerine çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra, üretim sırasında enerji tüketimini azaltmaya yönelik alternatif yöntemlerin geliştirilmesine de odaklanıyoruz.  
Sürdürülebilir üretimi desteklemek adına, yeşil enerji gerekliliklerini karşılamayı hedefliyor ve karbon ayak izimizi küçültmek için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.

 

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz